Haber, Sağlık

 Ticari Hastalar

 Ticari Hastalar

Merhaba sevgili okurlar, geçen hafta paylaşmış olduğum yeni nesilin savunması adlı yazıdan sonra sizleri dünyanın her yerini sarmış olan bazı gerçeklerin farkındalığı ile karşılamak istiyorum. Yazıma başlamadan önce gerek maillerde gerekse sosyal medyada benimle bu yolda yürüyen, destek olan ve meraklarını çekinmeden dile getiren tüm okurlarıma teşekkür ediyorum. Zamanla daha büyük ve farkındalığı yüksek bir aile olacağımıza tüm samimiyetimle inanıyorum. Gelelim bugün tartışacağımız konuya.  Başlıktan anlayacağınız üzere bugün ticari hastalardan bahsedeceğiz. Kim bu ticari hastalar der gibisiniz. Aynaya dönmemiz bu sorunun cevabı için yeterli olacaktır. Peki, bizim hastalığımız nedir? Ve bunun ticaretle ne alakası var? Haydi alttaki paragrafta biraz beyin fırtınası yapalım.

Çocukluğumuzun en güzel yıllarına dönelim, öyle parklarda bahçelerde koşturduğumuz zamanlara değil, bir amcanın bir teyzenin ya da ailemizden bir bireyin bize ilk kez çikolata aldığı ya da atıştırmalık bir patates cipsi veya asitli bir içecek ile tanıştığımız o heyecan dolu ilk günlere. Bir asitli içecek yanında bisküvi ve patates cipsleri ile balkonda piknik yaptığımız o neşeli günleri hatırlayın. Yaşınızın kaç olduğunu bile hatırlamadığımız o gün ticari hasta olarak ilk kaydımızın yapıldığı gün oluyor sevgili okurlar. Ne alakası var dimi? Bakalım ne alakası varmış…

Şuan da ve geçmişten bugüne yediğimiz içtiğimiz tüm ürünlerde hemen hemen bulunan o zararlı maddeleri inceleyelim;

  • Aspartam (E951 kodu ile kullanılan bu madde Parkinson ve Obeziteye yol açıyor.)
  • Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu (Obezite ve Pankreas kanserinin başlıca sebeleri arasında yer almaktadır.
  • Monosodyum Glutamat ( Diğer adı ile çin tuzu olarak bilinen bu madde E261 kodu ile ambalajlarda yerini bulmuştur. Alzheimer, parkinson, huntington, obezite ve şeker hastalığına sebep olmaktadır. )
  • Sodyum Sülfit (Ürünlerin raf ömrünü uzatmak için kullanılan bu madde ise kolon kanseri ve lösemi olmak üzere çoğu rsikli hastalığın öncüsü olmaktadır. Aynı zaman da çocuklarda beyin tümörü oluşmasına yol aç )
  • Sodyum Nitrat ( Kod adı E251 olan bu madde bebek mamalarında yasaklandı ancak hala daha raf ömrünü uzatmak amaçlı ambalajlarda yerini almaktadır. Kanser türevlerine sebebiyet verdiği düşünlü )
  • BHA ve BHT (Katı ve sıvı yağların bozulup küflenmesini önlemek için kullanılan bu madde beyin hücrelerinde hasara ve akabinde davranış bozukluklarına sebep oluyor. )
  • Sülfür Dioksit ( Dondurmalar, Fırınlanmış ürünler, çeşniler, çaylar ve fermente edilmiş içeceklerde bulunan bu arkadaşımız Göğüste sıkışma, kurdeşen, kramp , ishal ve halsizlik gibi zararlara yol açıyor. )
  • Yapay Aramolar ve Renklendriciler ( Meşrubatlar, şekerlemeler, unlu mamuller ve vitaminler ve bir çok gıdada bulunan bu ürünler dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve karaciğer hasarına yol açtığı gibi kanserojen etkilere sebep olmaktadır. )
  • Gıda Boyaları ( Birden fazla kodu olan bu ürünler beyinde yol açtığı hasarlar sonucunda çocuklarda davranış bozukluğuna sebep oluyor.)
  • Potasyum Sorbat ( Hazır keklerde kullanılan E202 kod adı ile masalarımıza gelen bu arkadaş DNA’da hasara yol açan etkilere sahiptir. )

 

Bu katkı maddeleri ile hazırlanan ürünleri zaten kullanıyoruz ve bir çoğumuz zaten bunların zararları hakkında yüzeysel bilgilere sahibiz ama ticari hasta olarak başlık attığım bu yazıda vurgulamak istediğim konuya henüz açıklık getirmiş değilim. Hadi devam edelim.

Ufak yaşlarda tanıştığımız bu ürünleri satan bazı firmaların yapmış olduğu diğer işlere göz attık  ve sonuç olarak ilaç sektöründe de varlıklarını devam ettirdiklerini görmüş olduk. Küçük bir araştırma ile sizlerde bazı firmaların iş alanlarını kontrol edebilirsiniz. Örneğin: Çok bilindik bir çikolata markasının aynı zamanda insulin ilaçları üretici bir firmanın başında olduğu gerçeği çok korkutucu ve büyük bir ticaret değil mi? Hayatınız boyunca durmadan çikolata yiyebilirsiniz bu şeker hastalığı vb rahatsızlığı garanti olarak yaşayacağınız anlamına gelmez. Zaten zarar görmediğiniz sürece bu markaların müşterisi olarak yaşamaya devam ederseniz. Aksi duruma bakacak olursak bu ürünlerden zarar gördüğünüzde müşteri olmayı red ederek tüketime bir son verirsiniz ama zaten hali hazırda zarar gördüğünüz için yüksek ihtimal ile bu markanın aynı zamanda başında olduğu ilaç firmasının müşterisi olursunuz. Korkunç bir ticaret ağı değil mi? 5 yaşında elimize geçen bir çikolatanın bizi 70 yaşına kadar ticari bir hasta konumuna düşürmüş olması gerçek bir gıda terörüdür. Ve inanın bu sisteme karşı gelmek için üretimde olan doğallık ve gelişim peşinde olan firmalar mevcut. Kültür ve zihinsel dayanıklılığımız üzerine açılmış savaşlara karşı duran yazarlar eğitimciler de mevcut unutmayın ortada bir kötülük var ise iyilikte mevcuttur. Çünkü her şey zıttı ile var olur. İyilerin olduğu ortamlarda buluşmak ve bu dava adına savaşmak bizlerin tek görevi ve ardımızda bırakacağımız nesiller için en büyük sorumluluğumuzdur. Dünya artık gri olmayı kaldırmıyor. Siyah ve beyazı ayırt etmek, bilinçli farkınladılığı pozitif değerlerde olan bireyler olabilmek adına kendimizi geliştirmemiz çok önemli. Tarafınızı belirleyin sevgili okurlar bedenimize ve zihnimize karşı açılmış psikolojik ve biyolojik terör tutumlarından, kötü zihniyetlerden uzak durun ve bunlarla mücadele yolunda farkındalığı arttıracak her türlü yola desteğinizi esirgemeyin. Bu bizlerin asli sorumluluğudur. Dünyayı bu hale getiren insanlar ise unutmayın ki kurtaracak olanda insanlardır.

Kötülüğü azaltmadığınız yerde iyiliği çoğaltmak, bazen çıkmaz sokakta iken geri adım atmakta aslında ilerlemektir.

Tarafınızı seçin.

Sevgilerle… Furkan Karaıslı

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir