Akademi

M. HASAN ÖZ’DEN İNSAN DENEN MUHTEŞEMKONFERANSI


2040 KİTABINDA BAŞARI VE MOTİVASYON KONFERANSININ METNİNİ YAZDI

KONFERANS METNİ BAŞARININ YOLLARI; RÜSUMAT VAPURU, DÜNDEN VE GÜNÜMÜZDEN ÖRNEKLERLE DOLU

Yaşı kaç olursa olsun her dinleyeni ve okuyanı heyecanlandırıyor, harekete geçiriyor.

—————————————————————————————-

2040 KAR TANELERİNDEN GÖKKUŞAĞINA, YENİ BİR DÜNYA, BAŞARILARIN ROMANI KİTABI içeriği,  dünden ve bugünden verilen bilgileri, gelecek ile ilgili teklif edilen projeleri yanında başarı ve motivasyon ağırlıklı bilgiler ve teklifleri ile de etkisini artırmaya devam ediyor.

Kitabın arka kapağında yazılan yazılar tam anlamı ile doğru çıkıyor.

“Yurdum İnsanının ‘Azmin Zaferi’ Hikâyeleri

Bu kitabı okuyanlar, mesleği ve meşgalesi ne olursa olsun kendileri için hisse çıkarabilecekler, ufukları, hedefleri, atılımları ve maddi-manevi kazançlarını artıracaklar.

Kendileri için, aileleri için, kurumları için, memleketleri için, insanlık için.

YENİ BİR ÜNYE

YENİ BİR ORDU

YENİ BİR TÜRKİYE

YENİ BİR DÜNYA

Herkes azmin zaferini yakalayabilir, yaşayabilir, yazabilir.

Kitapta bulunan Ordu 20. Dönem Milletvekili’nin verdiği İnsan Denen Muhteşem konferanslarının metni oldukça heyecan verici ve motive edici bilgilerden oluşuyor. Son yıllarda yurt içi ve yurt dışında verilen konferans görsellerle etkili hale getirilmiş ve dinleyenler tarafından çok beğenilmişti. Bu konferansın metni de 2040 kitabında yerini almış ve okuyucuları kitabın başında heyecanlandırmaya yetmişti.

Kitapta yer alan konferansın metinlerinden örnekler şu şekilde yer almış:

“Allah (CC), İnsanı MUHTEŞEM bir varlık olarak yaratmıştır. Yapmamız gereken onu keşfetmektir.

Âdemoğlu, (yani insan) tecrübe ile her şeyi anlamak ve bilgi kuvveti ile bütün varlıklara hâkim olmak üzere yaratılmıştır.

Âdemin bilgisinin, meleklerin bilgisinden çok üstün olduğu gösterilmiştir.

Meleklerin Âdem (AS)’a secde etmelerini istemesi O’na saygı ve insan nevi’ne şeref içindir.

“ Göklerde ve yerde bulunan şeyleri, kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize boyun eğdirmiştir. Elbette bunda tefekkür eden bir kavim için büyük ibretler vardır.” (Casiye:12)

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor: Biz yaratılmış varlıklar içinde en güzeli ve muhteşemi olarak yaratıldık. Hayatımızda hep başarılı olabilmek için içimize bütün kaynak ve kabiliyetler yüklenmiş ve de dışımızdaki varlıkların tamamı da insana boyun eğdirilmek yeteneği ile yaratılmış.

İşte bunu keşfedebilen insanlar, inançları ne olursa olsun içindeki cevheri ortaya çıkarıp hedeflerine inanıp çalışırlarsa dünyanın bile değişimine sebep olacak başarılar elde edebilir. Etmiş de. Onlar bunu başarmış, içindeki cevheri keşfedemeyen milyarlar ise sadece onları konuşmuş durmuşlar.

O halde bizler, her birimiz hangi tarafta olacağız buna karar verelim.

BEYNİMİZ

Allah’ın vücudumuzda yarattığı en muhteşem varlıklardan biri beyindir. Kullanıldıkça açılan ve insana geniş hizmet veren bir organ. Beyinde depolanacak bilgiler için çok çok fazla yer ve kapasite mevcuttur.

Beyne ne talimat verirseniz o yönde sizi motive eder.

Bu konuda ilim adamları şu tespitlerde ve tavsiyelerde bulunuyorlar:

“Beyni, kullanmaya zorlamalıyız.” İyi geliştirildiği zaman, farklılık, benzerlik, zamanlama, sıralama özelliklerini iyi belirler.

Bilgi kalıcı belleğe; tekrar ederek, anlatarak, yazarak daha iyi kaydolur.

Beynimizin kapasitesi çok geniştir ve elimizden geldiği kadar bu kapasiteyi kullanmaya gayret edelim ki, hem hakkını verelim hem de azami ölçüde istifade edelim.

Ünyeli başarılı ilim adamımız Profesör Doktor Tayfun Uzbay Bey’in yazdığı “Görünmeyen Beyin” kitabında; beynimizi yeniden inşa etmek, düşünce gücü, yaşadığımız deneyimler beynimizi nasıl değiştiriyor, beynin gizemleriyle ilgili konularda merak edilen birçok bilimsel araştırma var, okumanızı tavsiye ederim.

İRADENİN EĞİTİLMESİ

İnsanlarda her türlü kabiliyet, yetenek ve kaynak vardır. Ama onlar eğitimle ortaya çıkar ve gelişir. Eğitim bir anda gerçekleşmez. Kademe kademe tamamlanır, insan olgunlaşır, kemale erer. Eğitim ömür boyudur ama temeli çok önemlidir.

Bütün bu bilgiler ışığında irademizi eğitmeli ve eğitime odaklanmalıyız. Bilgi, görgü, şahsiyet önemli bir GÜÇTÜR.

Beynin en tehlikeli yanı, ters çaba kuralına göre çalıştığı anlardır.

Başımıza gelmesinden en çok korktuğumuz şeye odaklanırsak, beyin onu bize çeker, korktuğumuz başımıza gelir. Buna, ters çaba kuralı denir. Beyin odaklanılan hedef için çalışır.

Hedef, olumsuz olsa bile onu gerçekleştirmek için gayret gösterir.

Kürsüye çıkarken heyecan yapacak mıyım, bugün bu işin altından kalkamazsam gibi olumsuz düşünce ve odaklanmalar olursa, sonuç da büyük ihtimalle olumsuz olur. Öyle söyleme dua yerine geçer deriz ya.

Dostlar, başımıza gelmesinden korktuğumuz en kötü şeye değil, başımıza gelmesini istediğimiz en iyi şeye odaklanmalıyız.

ZAMANIN TANZİMİ VE KIYMETİ

Konferansta anlatılan zamanın kıymeti ve iyi değerlendirilmesi ile ilgili çarpıcı bilgiler de çok kıymetli hazine olarak takdim edilmiş:

Zamanın değerlendirilmesinde inancımız, pratik olarak günlük plana ağırlık verir.

Vaktin boş geçirilmemesinde ısrar eder.

Zaruri çalışmalar ve ihtiyaçlar dışında kalan vakitleri faydalışeylerle; eğitim, terbiye, aile ile ilgilenme, tefekkür, güzel ve faydalı uğraşlar gibi meşguliyetlerle geçirmeyi emreder.

Dikkatinizi bu konuda şu dört maddeye çekmek isterim: Birincisi zaman çok değerlidir, ikincisi geçirdiğimiz her andan hesap sorulacaktır, üçüncüsü ömür, içinde bulunduğumuz gündür. Dün geçti, yarın belli değil, değerlendireceğimiz zaman bugündür, yaşadığımız şu andır. Onu en doğru ve verimli kullanmaktır asıl olan. Dördüncüsü de her gün maddi ve manevi kazancı artırmak gerekir.

Allah (CC), her saniye yeni bir fırsat yaratır insanlara. Her fırsatı değerlendirmeliyiz. Kaçan fırsatın kazası olmaz. İnsan ne yaparsa yine zarardadır aslında der âlimler. Çünkü her amelin daha iyisini yapmak daima mümkündür. Bu yüzden bütün ARA VAKİTLER çok iyi değerlendirilmelidir. Daima fırsatlar kollanmalı ve kullanılmalıdır. Size bunu bir örnekle anlatayım.

Bu bölümde meşhur “Kavanozdaki Taşlar” hikâyesi anlatılıyor konferansta.

Mesaj olarak ta şu bilgiler veriliyor: Bir, daima aralarda küçük vakitler ve fırsatlar vardır. İki, hayatımızda öğrenmemiz gereken şeyler ve başarı için, ÖNCELİKLERİMİZİ belirlememiz gerekir.

Önemli işler çoktur. Önemli olan işleri önem sırasına koymaktır.

Bu konuda çok çarpıcı örnek insanlar ve hayatları ve başarıları anlatılıyor:

3000 cilt hemen her konuda kitap yazan EBUL FEREC İBN’ÜL CEVZİ,

375 muhteşem eser yapan MİMAR SİNAN

60 yaşında ilkokul mezunu olduğu halde, 90 yaşında profesör olup Mısır EI-Ezher Üniversitesi’ne 90 yaşında rektör olan Zekeriya EJ-Ensdrî

Gaziantep’te 11 yaşında noter huzurunda bir dakikada 12 bin kelime okuyan Tarık Yiğit

İşte, iklim değişikliğinin güçlü sesi, dünyayı 12 yaşında peşine takan Greta Thunberg.

Diyarbakır Sur’daki Kumrucuk İlkokulu’nda olağanüstü hizmetler veren öğretmen Hasan Kartal

Mardin’de 44 kişinin hayatını kaybettiği katliam sırasında şehit olan Bilge Köyü’nün önder, örnek ve başarılı bilge imamı Hacı Kazım Ozan

Bu örnekleri çoğaltmak ve yüzlercesini ortaya koymak mümkündür diyerek, bu şahısların yaptıklarını anlatırken dinleyenler adeta büyülenmiştir.

Konferansta BAŞARILI OLMAK İÇİN ON İKİ KURALda anlatılmış. Bu kurallar da şu şekilde sıralanmış:

1. Sorumluluk almak

2. İyi plan yapmak

3. Uzmanlaşmak

4. Bedel ödemek

5. Anı doğru yaşamak

6. Asla vazgeçmemek

7. Asla ertelememek

8- Zamanı iyi kullanmak

9- Doğru iletişim

10- Hedefini gözetmek, tedbirleri almak ve sonra Yaratıcıdan yardım istemek

11- İnanmak

12- Sonuca rıza göstermek ve ders çıkarmak”

Alev Alatlı’nın meşhur konuşması da dinleyenlere aktarılarak adalete vurgu yapılmış:

Bütün çalışmalarımızı yürütürken gözeteceğimiz en önemli şey de adalet olmalıdır, hakkaniyet olmalıdır, kul hakkı gözetilmelidir ve bütün bu kuralları ortaya koyan Yaratıcımızın rızası gözetilmelidir elbette. Profesör Doktor Alev Alatlı Hanımefendinin şu meşhur konuşması kulaklarımıza küpe olmalıdır:

ASLOLAN HELALLEŞMEK OLMALIDIR.

“Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz.

Tarihin bize öğrettiği bir şey var.

İster en mükemmel yönetim sistemini, ister ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş olsun. Bir medeniyetin sevgi ve nefis terbiyesi dumura uğramış, manevi enerjisi tükenmişse; o medeniyeti ne Birleşmiş Milletler Tüzüğü, ne Helsinki Beyannamesi, ne AİHM Mevzuatı, ne de en üstün silahlar kurtarabilir.”

Kitapta, yani konferansın en önemli bölümünde hedefe, gayeye, başarıya inanmanın inancımızda ne demek olduğu da çarpıcı bir şekilde şöyle anlatılmış:

İNANIYORSANIZ ÜSTÜNSÜNÜZ NE DEMEK?

“Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.“ der Âl-i İmran suresinin 139. ayetinde Yaratıcımız.

Buradaki “inanıyorsanız, üstün sizsiniz” hitabının muhatabı kimlerdir? Şimdi bu ayetin en önemli tefsirlerden biri olan Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendinin tefsirindeki açıklamayı ortaya koyalım.

“BATIL inanca sahip olanların, batıla inanmalarının kuvveti, müminlerin hakka inanmalarının kuvveti ile karşılaştırıldığı zaman, onların batıla olan imanında daha çok bir şiddet ve kuvvet varsa; o batıllar o müminlere galip gelebilirler ki, bu galibiyet batılın hakka üstün gelmesi değil, bir imanın, diğer imana galip gelmesi demektir.

Çünkü ilgilendiği şeye bakmaksızın mutlak iman, mutlak küfre muhakkak galiptir.

Buna göre müminlerin Allah’a öyle kuvvetli bir imanları bulunması gerekir ki, batılların imanları onunla ölçüldüğü zaman, zayıf ve hükümsüz kalsın.”

Bu bize neyi izah ediyor? Dinin, ideolojin ne olursa olsun, hedefin ne olursa olsun; gerçekleştirmek istediği şeye olaninancının kuvveti ve şiddeti kimin fazla ise kazanan genellikle o olur.

O halde bize düşen hedefimize inancımızın kuvvetini tam manası ile artırmak.

RÜSUMAT 4 VAPURU VE AZMİN ZAFERİ

Rüsumat 4 hikâyemiz vardır bizim binlerce azmin zaferi hikâyelerimizden biri olarak, onu da ibretlik bir olay olarak anlatmakta yarar var diyerek o meşhur Kurtuluş Savaşı sırasındaki Ordu Limanında gerçekleşen azmin zaferi ve olağanüstü kahramanlık örneği de anlatılmış teferruatlı olarak. Fındık kabuğu ve fındık yağının nelere kadir olduğu da ortaya konmuş.

Bu hadise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sitesinde belge olarak yayınlanmıştır. Ayrıca bu ve bunun gibi Kurtuluş Savaşlarının efsane olayları, inanmışlık, adanmışlık, azmin zaferi gerçek hikâyeleri Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” eserinde etkili ve çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Okumanızı tavsiye ederim diyerek de tavsiyelerde bulunmuş hatip.

Konferansın sonunda anlatılan bir hikaye herkesin kulağına küpe olacak cinsten. Hikaye şöyle:

FIRTINA ÇIKTIĞINDA UYUYABİLİRİM

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama yakındaki köylerden de uzaktakilerden de kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı. Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp ‘çiftlik işlerinden anlar mısın?’ diye sormadan edemedi çiftlik sahibi. ‘Sayılır’ dedi adam, “FIRTINA ÇIKTIĞINDA UYUYABİLİRİM”. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çaresiz adamı işe aldı.

Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar. Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: ‘Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.’ Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: ‘Boş verin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim ya.’Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.

Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: Aaa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı:’Fırtına çıktığında uyuyabilirim’

Sıkıntılara; Zihnen (bilgi, plan), Manen (dua), Maddeten (tedbir) hazırsanız, hayatınız boyunca, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz.

İşte böyle sevgili dostlar. Şimdi bu sunumun başta yaptığımız özetini tekrar edelim başlıklar halinde.

M. Hasan Öz konferansının sonunda, yani kitapta en önemli tavsiyelerde bulunarak insanların geleceğine yön vermektedir adeta:

SON OLARAK TAVSİYELERİM

Konferansımın sonunda size bir tavsiyem şudur sevgili dostlarım:

Önümüzdeki yılı hayatınızın en başarılı yılı ilan edin. Planınızı ona göre yapın.

Nimetleri fark edin. Ülkemizde, Dünyada ve şehirlerimizde tarihi, manevi eserler meskenler var. Fırsatlar var. Sosyal faaliyetler var. Bolca nimetler var. Fark edin, yaşayın. Manen şarj olun. İbadetlerinizi artırın.  Televizyona mesafeli olun. Zamanı çok çok iyi değerlendirin.

Zaman dile gelirse utanmayın! İmam-ı Şafi Hazretleri buyurmuş zamandan şikâyetçi olanlar için. “ ZAMAN DİLE GELSE UTANIRSINIZ!”

Kültür, sanat ve edebiyat faaliyetlerine katılın.

Kendinizi keşfedin. Müteşebbis olun. Cesur olun, riske girin, kendinize güvenin, geç kalmayın. Günlerini öylesine geçirenlerden olmayın. İyi planlar yapın.

Projeler üretin.

Her gün mutlaka kitap okumak gerekir. Bu konuda ne yapıp edip alışkanlık oluşturmamız lazım.

HEDEFİMİZİ GÖZETEREK ÇALIŞALIM.

Önümüzdeki yılımızı hayatımızın en başarılı yılı ilan edelim kendimiz için. Bakın o zaman neler olacak!

Yolunuz açık olsun.”

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir