Oyunun Bebekler İçin Önemi

Oyun dünyadaki bütün canlıların evrensel olarak başvurduğu bir eğlence aracıdır. Esasında oyun tüm canlılar için eğlence amaçlı bir aktivite olarak kabul görse de bunun yanı sıra birçok kazanıma eşlik eder. Bunlardan bazıları bebek için kabul görme, işbirliği kurabilme, gerçek hayat tecrübelerini kurgusal olan güvenli bir ortamda deneyimleyebilme, sorumluluk alabilme, iletişimi güçlendirme, empati kurabilme gibi kazanımlardır.

Yetişkinler hissettikleri duyguları kelimelere dökebiliyor ve bu durumu anlamlandırabiliyorken; dil gelişimi ve bilişsel kapasitesi henüz bunun için yeterli şartları sağlayamayan bebek duygu aktarımı için bazı oyunları tercih edecektir. Yeni doğan bebeklerde çevreyi denetleme ve haz alma odaklı yapılan tüm davranışlar oyun olarak adlandırılabilir. Burada önemli olan nokta ise bebeğin görüş açısının düşük olduğu için yakın temaslı oyunlar kurulması ve dokunmanın verdiği rahatlama ihtiyacıyla ten temasının olduğu oyunların tercih edilmesidir.

3 aya geldiğinde bebek sevecen, şefkatli, dozunda gıdıklamalardan zevk alıp etrafa gülücükler atacaktır. 6 ay civarındaysa bebeğin dünyayı tanıma aracı ve haz kaynağı ağızdır. Etrafta bulduğu her şeyi ağzına götürmesi bu dönem için normal ve beklenen bir davranıştır. Bu dönemde bebeklere fazla oyuncak alınması duygusal doyumsuzluğa sebep olabilirken daha az sayıda oyuncak bebeğe oyuncağı yeterince keşfedebilmesi için zaman kazandıracaktır. Keşfetme yolu olarak ağzını sıklıkla kullanan bebekler farklı bir yol olarak ısırmayı, emmeyi de tercih ederler bunun için oyuncakların sağlık açısından zararlı olmayan materyallerden tercih ediliyor olması ve yanlışlıkla boğaza kaçamayacak boyutta olması önemlidir.

Bebeğin bir şeyleri başarabiliyorum hissini tadabilmesi için bakım veren tarafından minik desteklemeler ve oyun hedeflerinin kolaydan zora ilerlemesi önemli bir noktadır. Oyun bebek için tek yönlü bir kazanım değildir. Bakım verenin bebekle iletişimin güçlenmesi, bebeğinin duygu ve davranışlarını daha iyi anlamlandırabilmeleri, ebeveynin bebeği için çabalıyor oluşu, öğrenilen doğru tutum ve davranışla bebeğin doğru kişilik gelişimini destekler. Böylelikle özellikle bu deneyimi ilk kez yaşayan bakım verenler kendilerini daha rahatlamış, yeterli ve güvende hissedeceklerdir.

Psikolojik Danışman

Nurdan Işık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.